Siz, futbol oyununun bir spor olduğuna inananlar... Siz, karşınızda güçlü bir rakip varsa ve eşit koşullarda yarışılırsa oyunun anlam ve değer kazanacağını düşünenler... Siz, maçlara takımınızla özdeşleşmek, rakibinize saygı duymak ve futbol gösterisi izlemek için gidenler... Siz, ülkenin bütün sporseverleri... Birleşiniz!

24 Ağustos 2009 Pazartesi

Anadolu Takımlarının Markalaşması


Cumhuriyet gazetesinin bugünkü Dergi ekinde, Anadolu illerindeki futbol kulüplerinin "markalaşma sorunları" ile ilgili bir yazıya yer verilmiş. Yazının başlığı şöyle: "Anadolu kulüpleri markalaşıyor..." Açıkçası, yazıda sözü edilen kulüplerin (ve taraftarlarının) "markalaşma" konusuna aynı şekilde bakmadığını bizler biliyoruz. Ama yine de yazıyı verelim;


Anadolu kulüpleri için üç İstanbul kulübüyle yeterince rekabet edememenin başlıca sebebi olarak maddi imkânsızlıklar gösteriliyordu. Elbette bunda Türkiye genelinde üç İstanbul takımı lehine fazlasıyla dengesiz dağılmış taraftar sayılarının payı büyük. Yine de Anadolu kulüpleri son birkaç yıldır lisanslı ürünler için ürettikleri yeni projelerle, gelir kalemlerini arttırmayı başardılar. Yıllardır geri planda olan İzmir futbolunun iki kulübü Göztepe ve Bucaspor geçen yıl liglerinde şampiyon olarak kentin futbolda yeniden atağa geçtiğinin sinyallerini vermişlerdi. İki kulüp bu yaz ürün satışı için oluşturdukları Gozza ve Bucco markalarıyla kurumsal anlamda kalıcı gelirler elde etmeyi planlıyor. Ancak bir şeylerin değişmesi o kadar da kolay değil...
“Bucaspor sezona müthiş bir değişimle giriyor. Öncelikle taraftarın yoğun tepkisine rağmen lacivert kalkan içinde sarı üzüm olan logosunu yeni bir çizgiyle revize eden kulübümüz maskot arı Bucco’yu hayata geçirdi.”
Artık adları da Arılar mı olurdu, bilinmez ama yeni sezon için hazırladıkları basın bülteninde bu ifadeler yer alıyordu. Taraftarın yoğun tepkisi dinmedi. Sonuçta Bucaspor, belki de ürün satışını arttırmak için gerekli olan ama taraftara sorulmadan yapılan arma değişikliğini rafa kaldırmak zorunda kaldı.
Anadolu kulüpleri için markalaşma konusundaki asıl sorun, özgün taraftar kimliği ve isimleri olmayışının, forma seçimlerine de yansıması. Çok basit bir örnek; İngiltere Ligi’nden bir maçın ortasına denk geldiniz, sahada kırmızılı bir takım var; bu takımın Manchester United mı yoksa Liverpool mu olduğunu anlarsınız değil mi? Çünkü United tarihi boyunca kırmızı formanın altına beyaz, Liverpool ise kırmızı şort giymiştir. Ufacık bir detay gibi görünüyor ama bir de ligimizdeki forma seçimlerine bakın. Mesela Gaziantepspor’u, bir sezon “dalton” diye bilinen enine çizgili formalar, ertesi sezon düz kırmızı formalarla, ondan sonraki sezon da siyah zemin üzerine kırmızı çizgili formalarla görebilirsiniz. Böylece kırmızı-siyahlı takımı renktaşı Gençlerbirliği’nden ayrı tutacak en önemli özellik baştan kayboluyor. Forma konusundaki sebepsiz çeşitlilik sezondan sezona değil, maçtan maçtan hatta maçın ilk devresi ve ikinci devresi arasında bile ani değişiklikler gösterebiliyor.
-Özgünlük konusunda istisnalardan biri olan Bursaspor, beyaz zemin üzerine kalın yeşil şeritli formasını birkaç yıldır kullanmıyor. Ancak kulübün ürün mağazası Bursastore belki de Anadolu’da en iyi örneklerden biri. Özellikle çocuk ürünlerindeki ve aksesuvarlardaki çeşitlilik, -Bursastore’u bir adım öne çıkarıyor. Tabii mağazanın gelişmesinde Anadolu’da kentinin takımına en sadık taraftar kitlelerinden olan Bursalı futbolseverlerin ilgisi en önemli etken.
-Kulüp kimliğinin ürün satışında ne kadar etkili olduğunun en iyi örneklerinden biri Adana Demirspor. Tribünlerine “venceremos” benzeri pankartlar asılan Mavi Şimşeklerin forma ve tişörtleri, kulübün henüz resmi bir ürün satış mağazası olmamasına karşın Türkiye’nin dört bir yanından talep görüyor.
-Yıllar önce yakaladığı başarılara yeniden ulaşmak isteyen bordo-mavili Trabzonspor ise, TS Club isimli mağazalar zinciriyle şimdilik en azından ürün satışı kategorisinde İstanbul’un üç büyüklerine kafa tutabiliyor. TS Club’da neredeyse bordo-mavi renklerde her şeyi bulabilirsiniz. Trabzonspor’un son iki yıldır forma konusuna gösterdiği hassasiyet de ortaya oldukça şık ve beğenilen tasarımların çıkmasına sebep oluyor

0 yorum:

Bu blogun sahibi kim?

Bu blogun sahibi sizsiniz, bu blogun sahibi tribünlerdir.



Bu blogda yazanlar ve bu blogu yönetenler sadece sizlerin, yani gündemini belirlediğiniz tribünlerin haberlerini ve hallerini, değerlendirmelerini yapan kalemlerdir, bunun yanında spor haberleri dünyasından taraftarın ilgisini çekebilecek ''içi boş olmayan'' haberleri yakalar.. kopyalamaz, içeriğini değiştirmeden tribünlerin ilgisini çekebilecek hale getirir.