Siz, futbol oyununun bir spor olduğuna inananlar... Siz, karşınızda güçlü bir rakip varsa ve eşit koşullarda yarışılırsa oyunun anlam ve değer kazanacağını düşünenler... Siz, maçlara takımınızla özdeşleşmek, rakibinize saygı duymak ve futbol gösterisi izlemek için gidenler... Siz, ülkenin bütün sporseverleri... Birleşiniz!

23 Aralık 2009 Çarşamba

Söyleşi- Devrim Çetin

Blog ekibi olarak,NTVspor'un sevilen yazarlarından Devrim Çetin ile hayatı, spor yazarlığı, ülke futbolu ve futbolun gidişatı üzerine bir söyleşi gerçekleştirdik.İşte söyleşi;
-Tanımayanlar, bilgi sahibi olmayanlar için soralım, kimdir Devrim Çetin? Nasıl tanımlarsınız kendinizi?
25 Ekim 1976’da Bursa’nın Mustafakemalpaşa ilçesinde doğdum. İlk, orta ve lise eğitimimi Mustafakemalpaşa’da aldım. 1985 yılında Mustafakemalpaşaspor altyapısında futbol oynamaya başladım ve altyapının A takım kadrosuna kadar tüm kademelerinde forma giydim. 1997 yılında futbolu bıraktım ve İstanbul’a yerleştim. Koyu derecede Bursaspor taraftarıyım. Ancak Bursasporluluğum dışında yine koyu derecede Anadolu takımları hayranıyım.
-Ntvspor'da yazarlık yapıyorsunuz.Nasıl bir şey Ntvspor gibi insanların gıptayla takip ettiği ve içinde olmak için bir çok şeyden fedakarlık edebileceği bir dünyanın içerisine olmak?
Bu grubun içinde olmak müthiş keyifli. İleride zaman ne gösterir bilinmez ama kovulmadığım sürece burada çalışmaktan gurur duyacağım. Arkadaş ortamı müthiş.

-Son dönemde spor medyası, bizim de bir temsilcisi olduğumuz blog kültürüne kaymaya başladı. Binlerce spor bloğu, özellikle taraftar kitlesine bu sayede sesleniyor. Blog yazarı arkadaşlarımız veya açmayı düşünenler merak ediyorlardır, nasıl bir spor yazarı olunur? Ntvspor'lu nasıl olunur diye de yanıtlayabilirsiniz isterseniz bu sorumuzu.
Ben kendimi henüz spor yazarı olarak tanımlayamıyorum. Çünkü bu işin duayenlerine ayıp etmiş olurum bu tabiri kendime yakıştırırsam. Spor yazarı olmak için neler yapmak gerekir sorusunu işe; “herhangi bir branşı çok çok iyi takip etmek gerekir ve spora aşık olacak derecede sevmek gerekir” şeklinde cevaplarım.

-Peki, iş hayatı, spor koşturmacası ve kalem mürekkebi (kalem mi, bilgisayar mı?) nin tozunu atma dışında neler yapar Devrim Çetin? Hobileri nelerdir, boş vakitlerinde nelerle haşırneşirdir?
İzin günlerimi genelde eşim ve kızımla geçirmeye dikkat ediyorum. Kızım bana çok düşkün olduğu için benimle zaman geçirmeyi çok seviyor. Henüz 2 buçuk yaşında olmasına rağmen beni oyun arkadaşı olarak görüyor resmen ve beni yakaladığı an oyuncaklarını toplayıp “baba hadi oynayalım” diyor ve başlıyorum onun isteklerini yapmaya. Ayrıca izinli olduğum günler pek gündemi takip etmemeye dikkat ediyorum. Zaten çalıştığım günler içinde sürekli gündemin içinde olduğum için iş dışında gündem dışı kalmayı tercih ediyorum. Yine fırsat bulursam izin günlerimi yakın dostlarımla birlikte geçirmeye de çalışırım.

-Spor medyasının içerisinde olan birisi olarak dünya liglerini taip ediyorsunuzdur sanırım ülkemizin yanı sıra. Diğer ülkelerle kıyasladığınızda, ligimizi nerede ve nasıl bir kalitede görüyorsunuz?
Bir sıra yapacak olursam birinci sırada İngiltere’yi herkes gibi söyleyebilirim. İkinci sırada İspanya, üçüncü sırada Almanya, dördüncü sırada İtalya ligini görüyorum. Türkiye ligi Fransa ligi ile beşincilik için yarışır bana göre. Ben tercihimi Türkiye ligi olarak söyleyebilirim.

-Bunun yanında ülkemize yıldız halde gelip, yıldızlığının cilası sökülen futbolcuları nasıl değerlendiriyorsunuz? Ligimizin kalitesi ile ilgili bir şey midir bu konu? Ortegalar, Anelkalar, Guizalar, Carewler, Lincolnler vs vs.
Ne beklentilerle geldikleri önemli. Yani bu saydığınız isimler sonuç olarak çok genç yaşta gelmediler ülkemize.

-Bu sezon ve birkaç sezondur Anadolu klüpleri zirveyi zorlamaya başladılar. Ama uzun soluklu mücadelede yer alamıyorlar, bu konu neye bağlı sizce? Maddiyat mı, fedakarlık mı?
En önemli sorun maddiyat bana göre. Çünkü tabiri caizse almış başınızı gidiyorsunuz ve belli bir noktaya geliyorsunuz. Mesela ilk yarı sonunda bu sezon olduğu gibi ilk 5 içinde yer alıyorsunuz ve en üstteki takımlarla aranızda puan farkı yok denecek kadar az. Devre arasında 1-2 kaliteli transferle daha da iyi olabilecek durumdayken maddi sorunlar yüzünden bu takımlar üst düzey oyuncu kadrolarına katamıyor ancak ‘ya tutarsa’ diye oyuncu alınabiliyor. Rakipleriniz maddi anlamda güçlü olduğu için onlar yaptığı takviyelerle maalesef ligde şampiyonluk ipini göğüsleyen takım oluyor.

-Zor bir soruya geldik...Eleştirmenlerin, hakemlerin ve sporcuların görüşleri olmamalı diye bir ön yargı var yeryüzünde. Nasıl bakıyorsunuz buna, bir spor yazarı olarak tuttuğunuz takımın renklerinin bazı şeylerin önüne geçtiği oluyor mu mesela?
Tuttuğum takım tabiki bazen bazı şeylerin önüne geçiyor ama bunu kendi içimde dengelemeye çalışıyorum. Nasıl derseniz haber yaparken duygusal davranmamaya gayret gösteriyorum. Ancak yine de bu işte

-Futbol dışında diğer sporları da takip ediyor musunuz?
Emin olun futbol dışında şu spora ilgi duyuyorum diyeceğim bir dal yok. Tabiki spor olarak hayatımda sadece futbol yok ama diğerleri futbola duyduğum ilginin yanında maalesef yok denecek kadar az. Belki bu Türk insanının yapısını yansıtıyor olabilir ama bende spor deyince futbolu en başta düşünenlerdenim galiba.

-Peki, özellikle gitmeye, izlemeye çalıştığınız maçlar var mıdır? Derbiler ne ifade eder sizin için mesela?
Aslında bunu tam anlamıyla başaramıyorum. Pazar günleri NTV Spor’da en faal olduğum gün olduğu ve çoğu maçların da Pazar olduğunu düşünürsek pek dışarı çıkamıyorum şirketten. Cumartesi günleri oynanan maçlara gitme şansım var sadece ve fırsat bulursam TFF 2. Lig ve TFF 3. Lig maçlarına giderim. Derbi konusuna pek girmeyeyim, çünkü Türkiye’de derbi deyince akla sadece İstanbul takımlarının kendi aralarında oynadığı maçlar geldiği için bana pek cazip gelmiyor. Bank Asya 1. Lig’deki iddialı bir maç bazen bana daha cazip geliyor.

-Son zamanlarda, şike konusu ülkemizde gündemde...Bahis konusu da bunun başını çekiyor ve bu şikelere yön veren konunun bahis olduğu belirtiliyor. Bunun bitmesi nasıl önlenir sizce? Futbol bahisinin sınırlanması konusuna sıcak bakıyor musunuz?
Bu çok ciddi bir takiple önlenebilir. Almanya’da son günlerde gündemde olan davada söz konusu savcıların müthiş incelemeleri söz konusu. Ve ellerinde tek tek şüphe uyandıran maçların kayıtları ve hatta hatta telefon dinlemeleri dahil olduğu söyleniyor. Sonuç olarak ciddi bir araştırma yapılırsa ki suçlular bulunduktan sonra da tabiri caizse adam akıllı cezalar verilirse insanlar bu işlere girmekte zorlanacaktır. Bahiste sınırlama konusu ise bize göre bir şey olamaz. Çünkü ülkemizdeki bahislerde zaten yeterince sınırlama söz konusu. Baktığınız zaman Bank Asya ve TFF 2. Lig maçlarında 3 ihtimal dışında başka seçenek yok.

-Holiganlar ve maçlarda olay çıkaranlar hakkında getirilmeye çalışılan sert güvenlik tedbirleri ve ceza hükümleri konusunda ne düşünüyorsunuz?
Ülkemizde futbol maalesef sadece futbol olmayı bir türlü başaramadı ve başarması da bir türlü söz konusu değil. Cezaların sert olması durumunda bu tür olayların yaşanmayacağını düşünüyorum. Örnek verecek olursak İngiltere’de tribünlere baktığımızda neredeyse sahanın içinde taraftarlar. Ama bizdeki yaşanan olaylar orada olmuyor. Belki hiç olmuyor değil ama aynı stat yapıları bizde olsa şu andaki olayların belki de 5 katı olay olacağını düşünüyorum. Bir ara bazı takımlarımız tribünlerde tel örgüleri kaldırımştı hatırlarsınız ama baktılar ki bu bizim ülkemizde olacak iş değil ve sonra hepsi vazgeçti.

-Yıllar ilerledikçe futbol hakkında yazılan kitaplar artıyor..Bir yazar olarak siz, bir kitap yazsanız ne hakkında yazardınız? Neleri yazardınız?
Ben böyle bir kitap yazsaydım tabi Anadolu takımları aşığı olarak bu tarzda bir kitap yazardım herhalde ama şimdilik böyle bir düşüncem yok.

Bu güzel sohbetiniz ve bizi kırmadığınız için size tekrar teşekkür ediyoruz.İyi çalışmalar.
Teşekkür ederim, sizlere de iyi çalışmalar.
Söyleşi, blog ekibi adına Gökhan Sezer tarafından gerçekleştirilmiştir.

1 yorum:

Adsız dedi ki...

Adamsin kardesim...taylan atmaca

6 Şubat 2014 04:27

Bu blogun sahibi kim?

Bu blogun sahibi sizsiniz, bu blogun sahibi tribünlerdir.



Bu blogda yazanlar ve bu blogu yönetenler sadece sizlerin, yani gündemini belirlediğiniz tribünlerin haberlerini ve hallerini, değerlendirmelerini yapan kalemlerdir, bunun yanında spor haberleri dünyasından taraftarın ilgisini çekebilecek ''içi boş olmayan'' haberleri yakalar.. kopyalamaz, içeriğini değiştirmeden tribünlerin ilgisini çekebilecek hale getirir.