Siz, futbol oyununun bir spor olduğuna inananlar... Siz, karşınızda güçlü bir rakip varsa ve eşit koşullarda yarışılırsa oyunun anlam ve değer kazanacağını düşünenler... Siz, maçlara takımınızla özdeşleşmek, rakibinize saygı duymak ve futbol gösterisi izlemek için gidenler... Siz, ülkenin bütün sporseverleri... Birleşiniz!

21 Nisan 2010 Çarşamba

Tribün Halleri#5

kızıltoprak'tan stada doğru yürürken yanımıza ilişti. dönüp baktım, içkili olmanın da teklifsizliğiyle bir şöyler söyledi. "efendim?" "beni alırlar mı maça" dedi. anladım. "alırlar" dedim. "ama üstün aranırken ağzını kapalı tut, çok da yalpalama" diye akıl verdim. üstünde sarı-lacivert mont var, içinde de forma. yaşı en az 45, içtiği bira sayısı "en aşşa 15". elinde sımsıkı tuttuğu kale arkası tribün biletine saydığı tl 100. "fenayım" dedi, "alırlar mı beni?" rahatlattım, "senden kötülerini gördüm, ayakta sızanları bile alıyorlar." galatasaray maçına da gelmiş, o zaman bilete 250 saymış. "en aşşa 20 tane" de içip girmiştir içeriye ama hatırlamıyor şimdi. biraz daha yürüdük, en son "beni migros'a bırakır mısınız" diye rica etti. "yok baba, biz anca gireriz. sen düz git, ilk sağdan gir."

diğeri 25'inde yok. beşiktaşlılar'a ayrılan tribünün önünde bir yerlere çıkmış, pantolonunu indirmiş, cinsel uzvunu gösteriyor fenerliler'e. muhtemelen nouma hayranıdır. belki de bilinçaltında başka arzular vardır, engellerin kalkmasıyla dışa vurulmuştur. bilemem. ama bu kafa salt birayla olmaz. takviye almıştır.


sonuncusu 31 yaşında. penaltı noktasına iki taksitte attığı tepik sayısı 9. aklıma stoiçkov'un son oynanan real madrid-barcelona maçı için ettiği "bazıları topu eşek gibi tepiyor, bazıları futbol oynuyor" sözleri geldi. bazıları top oynuyor, bazılarının teptiği top bile değil... maçtan önce ne aldığını bilmiyoruz. ama bu kafa kuruyla yaşı karıştırsan da olmaz.


tribünlerde bin türlü insan var, en renksiz insanın bin türlü hali var. pazar günü kadıköy'e geçmeden kazan'ın yanında toplanıp yanı başındaki yaşlı teyzeye aldırmadan ardı ardına torpil patlatanın üstünde de aynı forma var, otuz metre ileride "18 nisan / zimbabve bağımsızlık günü / çarşı sömürgeye karşı" pankartı açanın da. sahada ise topu topu 22 kişi... evet, sahaya sırtlarında gaza gelmiş yüzbinlerce taraftarla, daha fenası küfretmeyi, hakem azarlamayı marifet sayan yöneticilerle çıkıyorlar. ama alex'in sırtında da aynı kalabalık ve forma var, bilica'nın da. bu kadar uç performans sergilemeleri şart değil neticede. ve tabii tesadüf de değil. sahadaki hırçınlık ve çamur, beşiktaş ve fenerbahçe yönetimlerinin maçtan önce ve sonraki pişkinliklerinin, çirkefliklerinin bir ara nağmesi gibi. topçuda da bünye sağlam değilse kaldırmıyor o kadar ağırlığı.

velhasıl, bilica'ya fazla yüklenmenin bir anlamı yok, hatta teşekkür etmeliyiz. futbolu tatsız, sonrası feryat figan bir derbinin tek neşesi oldu bir yerde. sayesinde iyi geyik dönüyor en azından.
bir de bursaspor var... şampiyonluk, tribünlerindeki ırkçı müesseseyi unutturmayacak tabii ki; ama yeşil çimenler üzerinde futboldaki müesses nizamı sarsmaya devam ediyorlar. bu hafta sonu fenerliler'e, galatasaray'ı tutmanın nasıl bir his olduğunu öğretecekler. akıl, galatasaray-bursaspor maçında sarı-kırmızılı takımı tutmalarını söylüyor fenerliler'e ama zor. paradigmalar bir fiskeyle çökmüyor. ekran karşısına geçen fenerliler'in çoğunun beş dakika içinde galatasaray'ı tutmaktan vazgeçeceklerini tahmin etmek zor değil. galatasaray'a uzaktan salladığı şutun gol olmasından mülhem, selçuk şahin'e dönük "vur, vur" sesleri beşiktaş maçında da yükseldi, selçuk kaleye 50 metre uzakken... yani "kolay değil derdim ucu derinde." ve taraftarlık hakikaten irrasyonel bir mesele...

0 yorum:

Bu blogun sahibi kim?

Bu blogun sahibi sizsiniz, bu blogun sahibi tribünlerdir.



Bu blogda yazanlar ve bu blogu yönetenler sadece sizlerin, yani gündemini belirlediğiniz tribünlerin haberlerini ve hallerini, değerlendirmelerini yapan kalemlerdir, bunun yanında spor haberleri dünyasından taraftarın ilgisini çekebilecek ''içi boş olmayan'' haberleri yakalar.. kopyalamaz, içeriğini değiştirmeden tribünlerin ilgisini çekebilecek hale getirir.