Siz, futbol oyununun bir spor olduğuna inananlar... Siz, karşınızda güçlü bir rakip varsa ve eşit koşullarda yarışılırsa oyunun anlam ve değer kazanacağını düşünenler... Siz, maçlara takımınızla özdeşleşmek, rakibinize saygı duymak ve futbol gösterisi izlemek için gidenler... Siz, ülkenin bütün sporseverleri... Birleşiniz!

22 Nisan 2010 Perşembe

Rakibe saygı, peki ya hakeme?

Başlığa fazla takılmayın. Aslında ülkemizde rakibe saygıda da çokça kusur ediliyor, hatta Bursa-Ankaragücü gibi maçlar dışında da pek yüzü gözükmüyor bu saygı biçiminin.

Asıl konu şu; son günlerde hakem konusu tekrar gündemde ve olaya iki pencereden bakmak gerek.
Bir yanda kimine göre ''tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır'' felsefesiyle hareket eden, kimine göre ise doğrusunu yapan Bursa vb klüpler(Bursa çok ön planda olduğu için, bu söylemi olan klüplerden Bursa yansıyor ekrana), diğer yanda ise her hatayı basın açıklamasıyla konuşan, hataların ardından tarafsızlığını kaybedenler.
Örnek olarak şunu söyleyebilirim.
Geçen Cuma, Bursaspor-Gaziantepspor karşılaşmasının öncesine bir göz atmak gerek. Stadyumun bilet gişelerindeyken sesler kulağımıza işliyor ufaktan. ''Volkan Şen, oley oley oley''. Belli ki taraftar artık başlamıştı şölene ve futbolcuları bağrına basmaya. İçeri girdiğimizde Antep ve Bursa'nın beraber Teksas'ı selamlaması ve ''Bursa-Antep el ele hep beraber tribüne'' sloganı. ''Güzel'' dedim kendi kendime bir kez daha, Diyarbakır maçından sonra, Bursaspor taraftarının doğu kökenli insanlara bir kastının olmadığının açık bir göstergesiydi aslında bu. Ve sonrasında gelen slogan şuydu, ''Bursa,hakem el ele hep beraber tribüne''. Ne diyim, şaşırdım.


Ama doğrusu da bu değil mi? Olması gereken bu aslında, ama ülkemizde hakemler öylesine ''tarafsızlığını yitirmeye yatkın'' olarak lanse ediliyor ki, bu güzelliğin yaşanmasına engel olunuyor.Gelmedi tabii ki hakem. ''Bir hata yaparsam kim bilir tribünlere gittim diye neler derler'' demiştir hakem elbette içinden o an, oysa ne de gitmek istemiştir.
Ama maçta 1.golde Volkan Şen'in ilk anda topun eline değmesi konusunda hiç bir itiraz olmadı örnek verecek olursak Antep tarafından. Çünkü, kasıtlı olmadığı barizdi. Hakem, bir kasıt arayıp maçı Bursa'nın yapacak olsaydı kuşkusuz maç öncesindeki o nazik davete iştirak ederdi.
Yine Bursa diyecek olursak, Ertuğrul Sağlam'a bir kulak verelim bu konuda. Bu Pazar oynanacak olan Galatasaray maçının hakemi olan Bünyamin Gezer'i pek sevmez Bursa şehri, pek iyi anıları yoktur onunla.Ama Sağlam'dan gelen açıklama şu; ''Maç öncesi çokça konuşarak hakemleri etkilemek doğru değil. Bugüne kadar lehimize de aleyhimize de hatalar oldu. Ama nasıl ki futbolcular, antrenörler, taraftarlar ve yöneticiler hata yapabiliyorsa onlar da hata yapabilir. Önyargılı bir hata olduğunu sanmıyorum. Bünyamin Gezer'e de maçta başarılar diliyorum.Umarım hakemler için de şanssız bir maç olmaz''


Bir de Gs,Fb,Bjk ve Ts dörtlüsü başta olmak üzere bu konuda sesi gür çıkanların(böyle bir ayrım yapmak istemezdim ama medyanın İstanbul merkezli oluşu buna etkendir) takındıkları tavıra bakalım.
Resim bu konuda düşünmeye başlamamıza ön ayak olacaktır. Daha maç önceleri, herhangi bir hata vuku dahi bulmamışken bu tür muhabbetlerin bini bir para, yanlış mıyım?
Maçta eğer bir hata varsa, hatanın küçüklük büyüklüğü ayırd edilmeksizin o hata hemen maçın skoruna tesir etmiştir yöneticilere göre. Oysa ki, kaçan gollerin maçın skorunun asıl belirleyicisi olduğunu kimse sallamaz maç sonunda.
Özellikle, Fenerbahçe Beşiktaş maçından sonra bir hayli sinirlendim. Fenerbahçeli ve Beşiktaşlı değilim oysa. Galatasaraylı da değilim.Bursalıyım ve Bursasporluyum şahsen. Tarafsız bir gözle, Digitürk'ün Digitürk bağlatana bir süre LigTv'yi açmasının avantajıyla maçın tamamını izledim. Şahsen, gözüme çarpan Beşiktaş'a yönelik ne kadar hata varsa bir o kadar da Fenerbahçe'ye yönelik hata olduğuydu.
Maçtan sanırım bir gün sonra, Beşiktaşlı yöneticilerin yaptığı basın açıklamasını biliyorsunuz. Onu da izledim haber bültenlerinde. Açıklamayı yapan yöneticinin ''bu seneki şampiyonluğa artık gölge düşmüştür'' yönündeki sözüydü sinirlenmeme sebep olan. Eğer Fenerbahçe değil de Bursaspor şampiyon olursa neden gölge düşsün ki? Ne alakası var Bursa'nın Fb-Bjk maçının sonucu ve hakem hatalarıyla.
Bunlardı yazıyı yazmama sebep.

Bir de şunu demek isterim ki, Antu'nun rezilliği artık bariz oldu. ''Yatışşş'' başlığıyla açılan indexlerindeki fotoşop resitali, nedense Gs maçını kaybetme potansiyeline sahip olan ve kazanırsa şampiyonluğu kaptırması imkansız gibi gözüken Bursaspor'un şahsına yapılmış bir hakarettir en nihayetinde. Hakla kazanılan bir galibiyet olursa, ona Fenerbahçe taraftarı gölge düşürmüş olacaktır, hakem falan filan değil.

Maç saatleri konusunu ise hiç açmıyorum. Bazı güven sorunlarını aşmamız gerek artık ülke olarak. Buna maç saatlerinden mi başlanmalıydı?, belki o tartışma konusu olabilir.

1 yorum:

€min€ dedi ki...

hakem-bursa el ele tezahüratı yapıldı mı cidden.ben gidemedim maça,çok şey kaçırmışım...Hem de hakem cüneyt çakır:kupa maçından sonra olanlar ortada.Süpermiş ya bu:)
Antu.com ve Fenerbahçeye gelince:Bir kulüp saygınlığını nasıl kaybederin cevabıdır bence son olaylar.Gerçi zamanında Rıza Çalımbay'a o pankartı açan taraftardan,pankarta izin veren yönetimden ne bekliyorsam ben de

22 Nisan 2010 16:14

Bu blogun sahibi kim?

Bu blogun sahibi sizsiniz, bu blogun sahibi tribünlerdir.



Bu blogda yazanlar ve bu blogu yönetenler sadece sizlerin, yani gündemini belirlediğiniz tribünlerin haberlerini ve hallerini, değerlendirmelerini yapan kalemlerdir, bunun yanında spor haberleri dünyasından taraftarın ilgisini çekebilecek ''içi boş olmayan'' haberleri yakalar.. kopyalamaz, içeriğini değiştirmeden tribünlerin ilgisini çekebilecek hale getirir.