Siz, futbol oyununun bir spor olduğuna inananlar... Siz, karşınızda güçlü bir rakip varsa ve eşit koşullarda yarışılırsa oyunun anlam ve değer kazanacağını düşünenler... Siz, maçlara takımınızla özdeşleşmek, rakibinize saygı duymak ve futbol gösterisi izlemek için gidenler... Siz, ülkenin bütün sporseverleri... Birleşiniz!

29 Nisan 2010 Perşembe

Tribün Halleri 6 / Tut Ali aklı tut, küfret Ayşe küfret...


yazıya "geleneksel akıl tutulması günleri'ne hoş geldiniz" anonsuyla başlamayı düşünüyordum ki fenerbahçe yönetiminin açıklaması geldi: "akıl tutulması". açıklama hakkında bilgi vermeye, ne olduğunu takip etmediyseniz (ki umarım etmemişsinizdir) anlayın diye konuyla ilgili link koymaya lüzum yok. fener yönetiminden birileri bir şey demiş de, ankaragücü yöneticisi bilmem kim çıkıp ona yanıt vermiş de, bu sefer öbürü kalkıp ona cevap yetiştirmiş de, "aklınız yerinde mi" demiş vs. bildik teraneler...

"akıl tutulması" derken fenerbahçe yönetiminden herhangi birinin horkheimer'ın kitabını duyduğunu sanmam. onlar daha çok birkaç yıl önce tayyip erdoğan'ın ermeni meselesiyle ilgili ettiği laftan kopya çekmiş olabilirler. durum da zaten islami kesimin bu akıl tutulması tabirini son zamanlarda sık kullanmasına benziyor. takımları aleyhindeki iki hakem hatası sonrasında ortalığı yangın yerine çevirenler, kendileri için işler yolunda gidip rakipleri yaygarayı kopardığında insan-ı kamil kesiliyorlar. eyyamcılık hakemlerin tekelinde değil tabii.




akıllar kapatılsın, çatışmalar başlasın
mevzubahis futbolsa, aklını kayığa koyup engine salanların sayısının küsuratta kalmadığını biliyoruz her daim. ama sezon sonu yaklaşıp havalar ısındıkça bu kayık seferlerinde patlama yaşanıyor. bu toplumsal demans günlerinin açılışını da şampiyonluktan ilk kopan takımın yapması mevsim normallerinden. geçen hafta beşiktaş yönetimi, fener maçında hükmen galibiyet, olmadı maçın tekrarını talep etmişti federasyondan. taraftarlar da federasyona yürümüştü ki, geri düşen takım taraftarının yaptığı federasyon yürüyüşü bu şen günlerin klasiği olmuştur. dolayısıyla cumartesi akşamı beşiktaş-sivasspor maçı için dolmabahçe yollarına düştüğümüzde, sağlam bir koroyla karşılaşacağımızdan emindim.




ama prelüd beklenmeyen yerden geldi. şampiyonluğun, üstelik bir fener mağlubiyetiyle kaybedilmesinin hemen ertesi maçında takımın hocasına "iyisiyle kötüsüyle sezon geçti. bu taraftar hep arkanda" demek -tabii asıl arkada yönetimin alicengiz oyunları yoksa- az bulunur bir olgunluktur. denizli de aynı olgunlukla karşılık verdi zaten. taraftarın kendisine "fener'e korkak oynatma" şeklinde akıl vermesini mesele etmeden kapalının önüne geldiğinde inönü'de kısa süreli duygusal, tüyleri diken diken eden bir kucaklaşma yaşandı.




ne var ki konserin devamı kulak tırmalayıcıydı. "hey maşallah. kızıl ordu korosu mübarek" dediklerim ismail türüt vokal grubu çıktı. ya da beşiktaş kapalısı, "akıl tutulması günleri"nde mahallenin şen delisi olmaya karar vermiş. maç boyu küfrettiler, önüne gelene küfrettiler. aziz yıldırım, hüseyin göcek, emre belözoğlu, bilica, melih şendil, mehmet demirkol, ömer üründül, mahmut özgener, cem yılmaz, erman toroğlu, lig tv... atladığım da vardır. ayrıca staddaki herkese de küfür ettirmeye yemin etmiş gibiydiler. dakikalarca aziz yıldırım'a sövmüş olmaları kesmemiş olacak ki, önce diğer tribünlerle karşılıklı düet yaptılar. yetmedi, şeref tribünü'nü çağırdılar. haliyle onlardan yüz bulamayınca locaları davet ederek stadlarda bir ilki gerçekleştiler. ama o da kesmedi sivasspor taraftarını aldılar yanlarına. yiğidolar da deliyle deli oldu. ama alışık olmadıklarından herhalde, sonra normale dönemedi sivassporlular. 2-2 biten maçın ardından önce "her sene böyle. beşiktaş'a böyle..." diye sataşıp hemen sonrasında "beşiktaş" diye bağırmaları dizginleri toparlayamadıklarını gösteriyordu.




taraftarın hedef tahtasındakiler arasında reklam yıldızlarını ise ayrı yere koymak lazım. cem yılmaz'a edilen küfürleri kendisi mi daha çok dert eder yoksa sponsorları mı bilemem. ama "bu boru başka boru, erman'a..." şeklinde başlayan tezahüratın "reklamın kötüsü olmaz" konseptinde ele alınmasını tavsiye etmem.




"ben yorumcunun durgun zekalı, kilolu ve aynı zamanda..."

tabii "akıl tutulması" etkinliklerinden bahsederden medyadaki şovbisınısmenleri de atlamamak gerek. bobo'nun fener maçında penaltı kaçırmasının ardında alex'le arkadaşlığının olduğunu ima eden toroğlu'ndaki ya da son kasımpaşa-fener maçında hatalı gol yiyen kaleci murat şahin'e yüklenen çakar'daki eksiklik, akıldan çok ahlakta. bu sinsi akıl, çoğu zaman şov merakının yan ürünü olarak ortaya çıkan ahlak zafiyetinin neticesi. ama bu da tam şenliğimize uygun bir az akıl örneği. sinsilik, daha işlek bir zeka gerektirmez mi?




"abiler! şimdi biz kimi tutuyoruz. bursa'yı mı, cimbom'u mu?" "aklı evladım, aklı tutuyoruz"

bursaspor haliyle bu seneki etkinliklerin onur konuğu. onlar da milletin kalan son üç kuruşluk aklını alma gayretindeler. geçen pazar akşamı fenerli ve galatasaraylılar, önündeki denklemi çözemeyeceğini anlayan tembel öğrenci gibi kafalarını kaşıyorlardı. her ikisi de "bursa atsın, yok biz atalım, yok cimbom atsın" derken iki cami arasında binamaz kalan galatasaray oldu. 0-0 biten maç sonrasında ise millet kafasını, "bu kadar pozisyonlu, tempolu, güzel maçta nasıl gol olmaz" diyerek kaşıyordu.




fenerliler ve bursasporlular önde olmanın sükunetiyle akıllarına şimdilik daha hükmediyor gibiler. ama fener taraftarının güiza obsesyonu tedavi edilemez noktaya gidiyor. kasımpaşa'yı güiza'ya rağmen zar zor 1-0 yenmelerine karşın taraftar maçtan sonra yine "güiza" diye bağırıyordu. evet, kötü oynayan futbolcuya sahip çıkmak, moral vermek iyi şeydir ama korkarım güiza başka takıma transfer olsa da, futbolu bıraksa da bir kısım fenerli güiza'yı kazanmaya devam edecek.

0 yorum:

Bu blogun sahibi kim?

Bu blogun sahibi sizsiniz, bu blogun sahibi tribünlerdir.



Bu blogda yazanlar ve bu blogu yönetenler sadece sizlerin, yani gündemini belirlediğiniz tribünlerin haberlerini ve hallerini, değerlendirmelerini yapan kalemlerdir, bunun yanında spor haberleri dünyasından taraftarın ilgisini çekebilecek ''içi boş olmayan'' haberleri yakalar.. kopyalamaz, içeriğini değiştirmeden tribünlerin ilgisini çekebilecek hale getirir.