Siz, futbol oyununun bir spor olduğuna inananlar... Siz, karşınızda güçlü bir rakip varsa ve eşit koşullarda yarışılırsa oyunun anlam ve değer kazanacağını düşünenler... Siz, maçlara takımınızla özdeşleşmek, rakibinize saygı duymak ve futbol gösterisi izlemek için gidenler... Siz, ülkenin bütün sporseverleri... Birleşiniz!

17 Haziran 2010 Perşembe

Dünya Kupası'nın kadrajı#2

Dünya kupası'nı resimlerle yorumlamaya devam ediyoruz.

-İlk fotoğrafımız Almanya'nın gol sevincinden. Şu ana kadar,çoğu futbolsevere göre turnuvanın en keyif veren futbolunu sergileyen Almanya'nın gol sevinci güzel, ama dikkatli bakınca göza çarpan bir şey var. O da Lahm'ın eli. Yorum yapmak istemiyorum, voleybolculara özgü sevinci sergilemiş diyip geçmek gerekir mi acaba?
- İkinci fotoğraf da, İngiltere-Amerika karşılaşması sonrası çekilmiş bir fotoğraf. Siyasal ve askeri alanda adeta ''kardeş'' ilişki içerisinde bulunan bu iki ülkenin karşılaşması da hata sonucuyla olsa da kardeşçe, berabere bitti. Maç sonundaki bu fotoğraf da bunun skor yanındaki sebebini aslında gösteriyor. Benim için bu maçın sonucu önemli değildi açıkçası, daha önce haberini yaptığımız ve Üsame'nin bu maçla ilgili tehditi ve ona ilişkin yorumumuzun bulunduğu haber gerçek olmadı, tehditlerini gerçek kılamadılar ya ona seviniyorum.
- Sıradaki fotoğraf da, turnuvanın ilk sürpriz sonucunun çıktığı İspanya- İsviçre maçının son dakikalardından. İspanya'nın aklının son 20 dakikada başına gelmesine ve son 20 dakikada İsviçre'nin geliştirdiği kontrataklar dışında sürekli rakip sahaya yıktığı oyununun bir sonuç getirmemesiyle, kalesinden bu çaresizliği izleyen Casillas'ın fotoğrafı. ''Böyle elimiz kolumuz bağlı mı duracağız'' diye Türk filmlerinde ve dizilerinde sıkça dile gelen cümle, burada sanki vuku bulmuş değil mi?- Bu fotoğraf ise, bu bölümün olmazsa olmazı, yani Afrika'lıların futbola olan çılgınca bağları ve ilginç destek, izleme tarzlarının yansıdığı bir fotoğraf. Nelson Mandela sevgisini ise anlatmama hacet yok sanırım, zira fotoğrafa bakınca bunu anlamak pek de zor değil.

0 yorum:

Bu blogun sahibi kim?

Bu blogun sahibi sizsiniz, bu blogun sahibi tribünlerdir.



Bu blogda yazanlar ve bu blogu yönetenler sadece sizlerin, yani gündemini belirlediğiniz tribünlerin haberlerini ve hallerini, değerlendirmelerini yapan kalemlerdir, bunun yanında spor haberleri dünyasından taraftarın ilgisini çekebilecek ''içi boş olmayan'' haberleri yakalar.. kopyalamaz, içeriğini değiştirmeden tribünlerin ilgisini çekebilecek hale getirir.